Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2879 K.2025/3255
1. Hukuk Dairesi 2025/2879 E. , 2025/3255 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/615 E., 2025/911 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; murisleri ...’ün kayden maliki olduğu 217 ada 66 parsel sayılı taşınmazını muvazaalı olarak davalı oğluna temlik ettiğini, murisin taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığını, murisin satış tarihinde akıl sağlığının yerinde olmadığını, davalının bu durumu kullandığını, mal kaçırma amacıyla işlemin yapıldığını, banka hesaplarında bir hareketlilik olmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında tesciline karar verilmesini istemişler; cevaba cevap dilekçesinde taşınmazın 16.06.2023 tarihinde davacının kızı ...’ye muvazaalı olarak temlik edildiğini, davanın 26.06.2023 tarihinde açıldığını, haklarının verilmesi için davadan önce defalarca davalı ile iletişime geçildiğini, kızı ... ve damadının da haberdar olduğunu bildirerek ...’nin davaya dahil edilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı; taşınmazın adına kayıtlı olmadığını, pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, murisin fiil ehliyetini haiz olduğunu, temlikin muvazaalı olmadığını, murise ölene kadar ailesi ile birlikte baktıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Kayıt maliki ..., 24.08.2023 havale tarihli dilekçe ile ihtiyati tedbirin kaldırılmasını istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın 16.06.2023 tarihinde dava dışı ...'a temlik edildiği, eldeki davanın 26.06.2023 tarihinde açıldığı, Türk hukukunda dahili dava müessesi olmadığı gibi davanın açıldığı tarih ve taşınmazın elden çıkarıldığı tarih arasındaki on günlük süre içerisinde tapu malikinin kim olduğunun davacı tarafça tespit edilebileceği için HMK’nın 124. maddesindeki koşulların bulunmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava tarihi itibariyle tapu malikinin dava dışı ... olduğu, Türk hukukunda, dahili dava müessesi olmadığı, davanın açıldığı tarih ve taşınmazın elden çıkarıldığı tarih arasındaki on günlük süre içerisinde tapu malikinin kim olduğunun davacı tarafça tespit edilebileceği için HMK’nın 124. maddesi koşullarının da oluşmadığı, ...'a karşı açılmış bir dava olmadığı, davanın husumetten reddedildiği, husumet nedeniyle ret halinde AAÜT 7-2. maddesi uyarınca davalı lehine maktu vekalet ücretini geçemeyecek şekilde belirlenen nispi vekalet ücretine hükmedilmesi yerine maktu vekalet ücretini geçecek şekilde nispi vekalet ücreti hükmedildiği ancak vekalet ücreti yönünden davacılar tarafından açık bir istinaf olmadığı, bu hususa eleştiri yapılmakla yetinildiği belirtilerek başvurunun esastan reddine verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; temlikin muvazaalı olduğu ve murisin akıl sağlığının yerinde olmadığı iddialarının araştırılmadığını, kararın hatalı olduğunu, dava açılmadan önce bir WHATSAPP grubu oluşturulduğunu, davalının yaşı ileri olduğu için onu temsilen damadının grupta olduğunu, dava açılmadan sulh sağlanmaya çalışıldığını, dava açılacağı hususunda 13.06.2023 tarihinde konuşulduğunu, taşınmazın da 16.06.2023 tarihinde grupta olan damadın eşine devredildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Hemen belirtilmelidir ki, tapu iptali ve tescil davalarının kayıt malikine karşı açılması gerektiği hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Öte yandan, HMK’nın 124/3 hükmünde “(1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür.
(2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır.
(3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir.
(4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Somut olayda; dava konusu taşınmazın 16.06.2023 tarihinde dava dışı ...'a temlik edildiği, eldeki davanın 26.06.2023 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş olmasının doğru olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur. Şöyle ki, eldeki davada yedi davacı bulunduğu, vekaletnamelerin temin edilmesi ve dava dilekçesinin hazırlanması için makul bir süre gerektiği, Mahkemece tapu kayıtlarının getirtilmesi üzerine davacılar vekilinin cevaba cevap dilekçesinde taşınmazın 16.06.2023 tarihinde davacının kızı ...’ye muvazaalı olarak temlik edildiğini, davanın 26.06.2023 tarihinde açıldığını, haklarının verilmesi için davadan önce defalarca davalı ile iletişime geçildiğini, kızı ... ve damadının da haberdar olduğunu belirterek ...’nin davaya dahil edilmesini istediği, taşınmazın temlik edildiği tarih ile davanın açılış tarihi arasında geçen kısa süre gözetildiğinde HMK’nın 124. maddesinde de belirtildiği üzere hasmın yanlış gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı gözetilerek ...’nin davada yer almasının sağlanması ve işin esasına girilmesi gerekirken yasaya yanlış anlam yüklemek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.