Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2933 K.2025/3195
1. Hukuk Dairesi 2025/2933 E. , 2025/3195 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1045 E., 2023/1277 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 29.04.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacı ... mirasçıları (Davacı temyiz tarihinden sonra vefat etmiştir.) vekili Avukat ... ve temyiz edilen davalılar vekili Avukat ... geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmazdaki halası ...’a ait hisseyi 26.08.1986 tarihinde harici satış sözleşmesi ile satın aldığını, sözleşme tarihinden itibaren zilyetliğin müvekkiline devredildiğini ancak halasının vefatı sonrası talep etmelerine rağmen mirasçıların hisselerini müvekkiline devretmediğini, halihazırda dava konusu taşınmazın ¼ hissesinin halası ...’ya, kalan hissenin ise müvekkiline ait olduğunu, taşınmaz üzerinde bulunan 30 yaşını geçkin meyve ağaçlarının müvekkili tarafından dikildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın ... adına kayıtlı ¼ hissesinin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar ... ve müşterekleri vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça dayanılan harici satış sözleşmesinin hukuken geçersiz olduğunu, kaldı ki sözleşmenin müvekkillerinin murisi tarafından imzalanıp imzalanmadığının bilinmediğini, böyle bir sözleşmenin varlığından eldeki dava ile birlikte haberdar olduklarını, dava konusu taşınmazın tapuya kayıtlı olduğunu, tapulu bir taşınmazın harici satış sözleşmesi ile kazanılamayacağını, eldeki davada 10 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının dayandığı senet tarihine ve tüm dosya kapsamına göre davanın kadastro öncesi nedene dayalı olarak açıldığı, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten eldeki davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafın dayandığı satış vaadi sözleşmesi 26.08.1986 tarihli olup davacının talebinin kadastro tespitinden önceki sebeplere dayalı olduğu, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin ise 13.08.1993 tarihinde hükmen kesinleştiği ve dava tarihine göre 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili duruşma istekli temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 1983 yılında yapıldığını, dayandıkları harici satış sözleşmesinin ise 1986 tarihinde düzenlendiğini, sözleşmenin düzenlendiği tarihte henüz dava konusu taşınmaz tapuya kayıtlı olmadığı için menkul mal hükmünde olup zilyetliğin devriyle birlikte mülkiyetinin müvekkiline geçtiğini, taşınmazın halen müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu, eldeki dava kadastro sonrası sebebe dayalı olduğu için 10 yıllık hak düşürücü sürenin eldeki davada uygulanamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Dava; tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. Kadastro sırasında Mersin ili, Toroslar ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan dava konusu 2845 parsel sayılı 17.613,00 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim, ifraz ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 26.09.1983 tarihinde ... ve müşterekleri adına tespit edilmiş; Orman İdaresi ve diğerleri tarafından Tapulama Komisyonuna itiraz edilmesi üzerine, Tapulama Komisyonunun 13.10.1989 tarihli kararıyla, taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 529,00 metrekarelik bölümünün orman vasfı ile Hazine adına tesciline, kalan bölümünün ise tespit gibi tesciline karar verilmiş; itirazı Tapulama Komisyonunca reddedilen davacı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın taşlık ve çalılık vasfında olan yerlerden olduğunu ileri sürerek taşınmazın Hazine adına tescili istemiyle tespite itiraz etmiş; Mersin Kadastro Mahkemesinin 30.12.1991 tarihli ve 1990/136 Esas, 1991/682 Karar sayılı kararıyla, 2845 parsel sayılı taşınmazın Tapulama Komisyonu kararı uyarınca tesciline karar verilmiş; hüküm, Yargıtay denetiminden geçmek suretiyle 13.08.1993 tarihinde kesinleşmiştir.
3. Mahkemece eldeki davanın kadastro öncesi nedene dayalı olduğu ve dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten eldeki davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan değerlendirme ve varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Somut olayda; dava konusu 2845 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti 26.09.1983 tarihinde yapılmış, davacının dayandığı harici satış senedi ise 26.08.1986 tarihinde düzenlenmiş olup taşınmazın kadastro tespiti 13.08.1993 tarihinde hükmen kesinleşmiştir. Bu durumda eldeki davanın; kadastro tespitinden sonra ancak tespitin kesinleşmesinden önce harici satın almaya dayalı olarak açıldığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece tarafların iddia ve savunmaları, dayandıkları deliller ile dava konusu taşınmazın tesciline esas Kadastro Mahkemesinin ilamına ait dava dosyası birlikte değerlendirilmek suretiyle işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmaya gelen temyiz eden davacı ... mirasçıları vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davalılardan alınmasına,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacı mirasçılarına iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.