Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1953 K.2025/3148
1. Hukuk Dairesi 2025/1953 E. , 2025/3148 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/151 E., 2025/289 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasra Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/208 E., 2018/429 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı .... vekili dava dilekçesinde; Bartın ili, Kurucaşile ilçesi, ... köyünde bulunan 111 ada 50 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında davalılar adına tespit edildiğini ancak taşınmazın kadastro tespitinden önceki yıllarda davacı tarafından davalıların tamamından satın alınarak malik sıfatıyla kullanıldığını, bu hususta 10.07.2008 tarihli satış senedinin de düzenlendiğini belirterek taşınmazın davalılar adına kayıtlı olan tapusunu iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davaya süresinde cevap vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu taşınmazın davalıların kök mirasbırakanlarından kendilerine kaldığı, dinlenen tanık ve yerel bilirkişi beyanlarına göre taşınmazı 20 yıldan fazla süredir davacının ve davacının anne-babasının ekip biçtiği, taraflar arasında yapılan satış senedinin davalılar tarafından da inkar edilmediği, davalılar satış bedelinin ödenmediğini beyan etmişlerse de dinlenen davacı tanıklarından ... ve ...'nın satış bedelinin ödendiğini beyan ettiği, kaldı ki bedel ödenmemiş olsa bile bu hususun ayrı bir dava konusu olabileceği, ayrıca gerek tespitten önce gerekse sonra davalıların taşınmaza hiç zilyet olmadıkları, kadastrodan önce tapuda kayıtlı bulunmayan taşınmazlar menkul mal niteliğinde olup mülkiyetin geçmesi için satış ya da bağış işleminin yanında zilyetliğin devrinin de gerekeceği, zilyetliğin davacı ve davacının rızasıyla anne ve babasına bırakıldığı, dinlenen tanık beyanlarına göre satış senedine konu taşınmazın dava konusu parsel olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 111 ada 50 parsel sayılı taşınmazın davalılar ... (1/5), ... ... (1/5), ... (1/5), ... ... (1/5) ve ... (1/5) adına olan tapu kaydının iptali ile davacı .... adına tesciline karar verilmiş, karar taraflarca istinaf edilmeyerek 12.09.2019 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı vekili 20.04.2021 tarihli dilekçesinde; gerekçeli kararın hukuki değerlendirme ve gerekçe başlıklı kısmında taşınmazın ada ve parsel numarasının hatalı olarak 115 ada 50 parsel olarak yazıldığını, bu kısmın 111 ada 50 parsel sayılı taşınmaz olarak düzeltilmesi gerektiğini, ayrıca dava tarihinden sonra davalı ... ...'ın taşınmazdaki hissesini davalı ...'a devretmesi nedeniyle taşınmazda hissesinin kalmadığını, aynı sebeple davalı ...'ın ise 2/5 hissesinin bulunduğunu, Tapu Müdürlüğünce kararın infazı için hüküm kısmında davalı ... ...'ın isminin geçmemesi ve davalı ...'ın hissesinin de 2/5 olarak yazılması gerektiğinin bildirildiğini belirterek dava açıldıktan sonra davalılar arasında hisse devri söz konusu olduğundan ve tapuda hisse oranları değişmekle birlikte tapu kaydına yabancı birisi eklenmediğinden, dava açıldıktan sonra oluşan değişikliğin hüküm kısmında düzeltilerek davalı ... ...'ın isminin kaldırılmasına ve ...'ın hükümdeki hisse miktarının 1/5 yerine 2/5 olarak yazılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 04.11.2021 tarihli ek kararıyla; hüküm fıkrasında tanınan hakların ve borçların tavzih yoluyla sınırlandırılması, genişletilmesi ve değiştirilmesinin mümkün olmadığı, taşınmazdaki payların davalı ...'a davadan sonra devredildiği, dava sürecinde dosya kapsamında yer alan 29.09.2017 tarihli tapu kayıtlarında bu hususun yer almadığı, 05.07.2021 tarihli tapu kayıtlarında ise satış tarihinin 18.10 2017 tarihi olarak yer aldığı gerekçesiyle davacı vekilinin tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; talebin hükmün tavzihi istemine ilişkin olduğu, delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemece verilen hükmün 22.09.2020 tarihinde kesinleşerek hüküm özetinin Tapu Müdürlüğüne gönderildiği, HMK'nın 305. maddesi uyarınca tavzih ile hükümde belirtilen haklar ve borçların sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği, hükümde bu şekilde değişiklik yapılmasının açıklanan yasal düzenlemelere açıkça aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hisse devrinin kararın infazı aşamasında fark edildiğini, değişikliğin yargılama sırasında kendilerine bildirilmediğini, davalı ...'nın davalı sıfatının kalmadığının Mahkemece davacı tarafa bildirilmesi gerektiğini, hisseyi alan kişinin dava dışı bir kişi olmayıp diğer bir davalı olduğunu, tapunun tamamı iptal olduğuna göre hisseyi alan kişinin de tüm hissesinin iptal edilmesi gerektiğini, ayrıca hisseyi devralan davalı ...'ın istinaf talebini kabul ettiğine ve talep gibi karar verilmesine dair dilekçe sunduğunu, talebe itiraz eden kimsenin bulunmadığını, ayrıca gerekçede hatalı yazılan parsel numarasının düzeltilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup temyize konu uyuşmazlık tavzih talebine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; davaya konu 111 ada 50 parsel sayılı taşınmazın irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1/5'er hisseyle ..., ... ..., ..., ... ... ve ... adına tespit edildiği, tespitin 06.01.2009 tarihinde kesinleştiği, yargılama sırasında Tapu Müdürlüğünce gönderilen 28.09.2017 tarihli tapu kaydına göre taşınmazın tespit malikleri adına 1/5'er hisseyle kayıtlı olduğu, 12.12.2018 tarihli gerekçeli kararın taraflarca istinaf edilmeksizin 12.09.2019 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilince 20.04.2021 tarihli dilekçeyle yapılan tavzih talebi üzerine tapu müdürlüğünce gönderilen 05.07.2021 tarihli tapu kaydının incelenmesinden davalı ... ...'ın taşınmazdaki hissesini 18.10.2017 tarihinde davalılardan ...'a devrettiğinin anlaşıldığı tespit edilmiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle HMK'nın hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceğini öngören 305. maddesine göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.