Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/3352 K.2025/3102
1. Hukuk Dairesi 2024/3352 E. , 2025/3102 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/111 E., 2024/1074 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; muris ...'nun, sağlığında hiç ihtiyacı olmamasına rağmen dava konusu taşınmazları önce ...'a tapuda devrettiğini, devirden kısa bir süre sonra ise murisin oğlu ... ...'ya devredildiğini, yapılan satışların muris muvazaası sebebi ile geçersiz olduğunu, 3. kişilerin aracı kılınarak yapıldığını, satışın gerçek bir satış olmadığını, satış bedelinin hiçbir şekilde murise ödenmediğini, mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak satış yoluyla temlik işlemi yapıldığını ileri sürerek 1924 ada 17 parsel, 1924 ada 22 parsel, 1925 ada 486 parsel, 1925 ada 505 parsel, 1925 ada 611 parsel, 1925 ada 612 parsel, 1953 ada 34 parsel ve İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 385 ada 5 parsel sayılı taşınmazda 7 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının miras payı oranında iptali ile adlarına tesciline, olmazsa bedele karar verilmesini istemişler, davacı ...’in yargılama sırasında ölümü ile davacılar vekili 03.10.2022 tarihli dilekçe ile hisse oranları değiştiğinden alınacak yeni veraset ilamına göre paylarının hesaplanmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, usulüne uygun tebliğe rağmen süresinde cevap vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin ekonomik durumunun iyi olduğu, yer satmaya ihtiyacının bulunmadığı, vefatından önce yatalak olmayıp bakıma muhtaç olmadığı, temliklerin mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen tanık beyanlarından murisin kız çocuklarından mal kaçırma amacıyla taşınmazların dava dışındaki üçüncü kişiye bedelsiz olarak devredilip sonradan oğluna bedelsiz olarak devrinin sağlandığı, murisin son dönem rahatsızlıklarında oğlu ve kızlarının eşleri tarafından bakıldığı, davalıların murisi ...’in taşınmazları satın alma gücünün olmadığı, murisin kısa süreli bakım ihtiyacının tüm çocukları tarafından karşılandığı, ölünceye kadar bakım akdi ile devredilen tarla nitelikli taşınmazın en değerli taşınmazlardan olması sebebiyle makul düzeyin aşıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu edilen taşınmazlardan iki tanesinin muris tarafından 3. kişi aracılığıyla satışı olmamasına karşın eksik inceleme ile sonuca ulaşıldığını, buna yönelik taleplerin hangi sebebe dayandığının anlaşılamadığını, davacıların davalarını ispat edemediğini, murisin sağlık dosyasının istenmediğini, alzehimer hastası olduğunun tanık anlatımları ile belli olduğunu, ancak ölünceye kadar bakma sözleşmesinin bu aşamadan önce usulüne uygun yapıldığını, murisin böbrek yetmezliği olması ve sürekli bakıma muhtaç olması sebebiyle sözleşme hükümlerinin yerine getirildiğini, Mahkemece bu doğrultuda bir inceleme yapılmadığını, 7 nolu bağımsız bölümün devrinden davacı ...'in bilgisi olduğunu, tanık beyanları ile gerekçenin çeliştiğini, diğer taşınmazların dava dışı 3. kişiye satışında muvazaa olmadığını, davacıların muvazaa iddialarını ispatlayamadıklarını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; muris 1931 doğumlu ...’nun 14.03.2013 ölümü ile geride davacılar eşi ..., kızları ... ve ... ile davalılar kendisinden sonra 12.09.2020 tarihinde ölen oğlu ...’in eşi ... ile çocukları ... ve...’ın mirasçı olarak kaldığı, İstanbul ili, Şile ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 1924 ada 17 (eski 1863) parsel sayılı 429,84 m2 miktarlı bahçe nitelikli taşınmazın muris tarafından 17.05.2011 tarihinde ölünceye kadar bakım akdi ile davalıların murisi ...’e temlik edildiği, 1924 ada 22 (eski 1868) parsel sayılı 98,33 m2 miktarlı bahçe, 1925 ada 486 (eski 1133) parsel sayılı 10.317,88 m2 miktarlı fındıklık, 1925 ada 505 (eski 1020) parsel sayılı 2.177,79 m2 miktarlı tarla, 1925 ada 611 (eski 897) parsel sayılı 615,86 m2 miktarlı tarla, 1925 ada 612 (eski 898) parsel sayılı 615,51m2 miktarlı tarla nitelikli taşınmazlar ile dava dışı 1954 ada 62 (eski 1280) parsel sayılı taşınmazın muris adına kayıtlı iken vekil ... tarafından 07.06.2011 tarihli akitle toplam 28.700,00 TL bedelle dava dışı ...’a temlik edildiği, onun da taşınmazları 28.10.2011 ve 20.12.2011 tarihli satış akitleri ile davalıların murisine temlik ettiği, akitte ...’i vekaleten ...’un temsil ettiği, tanık beyanlarından vekil Faruk’un emlakçı olup ara malik ...’un ise onun eşi olduğu, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 385 ada 5 parsel sayılı taşınmazda bulunan 7 nolu mesken nitelikli bağımsız bölümün ise muris tarafından 24.04.1989 tarihinde satış akdi ile ...’e temlik edildiği, ...’in ölümü ile taşınmazların 01.10.2020 tarihinde davalı mirasçılarına elbirliği halinde intikal ettiği anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle satış suretiyle temlik edilen taşınmazlara ilişkin devirlerin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu gözetildiğinde, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalılar vekilinin 1924 ada 17 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında asıl olan, tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır (TBK m. 19). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunu değil de bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez, akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda uygulama yeri bulur.
Mirasbırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için de sözleşme tarihinde mirasbırakanın yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
Somut olayda; dosya arasına alınan sosyal ekonomik durum araştırmasına ilişkin müzekkere cevabında murisin, oğlu ... ve ailesi ile birlikte yaşadığı, dinlenen davacı tanıklarının murisin sağlık durumun iyi olmadığı, alzehimer hastası olduğu, böbrek rahatsızlığı olup diyalize gittiği, bakımı ile oğlu ...’in ilgilendiğini beyan ettikleri, geride muris adına kayıtlı aktif-pasif taşınmazlara ilişkin TAKBİS sorgusunda 1953 ada 116 parsel sayılı taşınmazın halen adına kayıtlı olduğu, 20 adet taşınmazın ise 18.08.2015 tarihinde intikal sebebiyle terkin edildiği anlaşılmakla, murisin 1924 ada 17 parsel sayılı taşınmazı kendisine baktırmak amacıyla oğluna devrettiği, ... ve ailesi ile yaşadığı, bakımı ile onların ilgilendiği, dosya arasına alınan bilirkişi raporuna göre en değerli taşınmazı olmadığının açık olduğu gözetildiğinde devrin mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı yapıldığı iddiasının ispat edilemediği açıktır.
Hâl böyle olunca, ölünceye kadar bakım akdi ile devredilen 1924 ada 17 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile bu taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin 1924 ada 22 parsel, 1925 ada 486 parsel, 1925 ada 505 parsel, 1925 ada 611 parsel, 1925 ada 612 parsel, 1953 ada 34 parsel ve 385 ada 5 parsel 7 nolu bağımsız bölüme ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca kesin olmak üzere ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 37.601,42 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına,
Davalılar vekilinin 1924 ada 17 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 371/1 maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Davalılar tarafından yatırılan peşin harç onama harcı olarak mahsup edildiğinden harcın iadesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.